AK DENİZ KÖYLÜSÜ
Yaşantısını,ömrünü topraktan alan,
Bilgisi kitapsızdır,kulaktan dolan.
Bazen Ferhat olup dağları delen
Çok basit şeylerle eğlenip,neşelenen,
Bazen DADALOĞLU, Bazen de KARACA OĞLAN,
Çalar söylerler kafayı bulunca,
Halit ARABOĞLU’NDAN,AŞIK Ferahiden..
Çalışırlar;
Yazın açık tarlada,kışın serada,
Hayvan otlatırlar dağda,bayırda,merada,
Buna rağmen hiç eremezler nadan ise murada.
Narenciye,Hurma,Muz Elma ve ayva,
Yetiştirirler;Fakat satılmaz ki kalır dallarda,
Ömürleri geçer,
Gazi Antepten Marmaris’e Kadar,
Samandağ’dan Muğla’ya,Burdura Finike’ye Kaşa,
Bir ömür verirler bitmeyen o yollara.
Çile çekerler,
Kabak,Patlıcan,Salatalık,Domates tarlasında,
Yoktur hiçbir zaman ,görmezler devleti arkasında.
Herkesin gözü,onların helal kazanç ak paralarında.
Ak Deniz Köylüsünün,
Kazancıda,mahsülüde,bilgisi de kalır tarlada,
Ömrü geçer,Ebenin ellerinden geldiğindeki hayatla,
Salacağa bitip te göç ederken öbür dünyaya İşte bu iki çizgi arasında…
Sanmayın ki böyle kalacaktır Ak Denizin Köylüsü,
Çukur Ovada, Göksu,Aksu Antalya’da
Muğla Marmaris Anamuyumda,
Yırtacak kabuğunu topraktan aldığı güç doğrultusunda.
Topraktan aldığı görgüsünü,
Kulaktan dolma bilgisini,
Geliştirecek turizm denen fikrinin olgusunu
Yaparak otellerin beş yıldızlısını,
Tatil köylerini,turizm’e hizmet beldesini.
Hor görmesin sakın kimse Ak deniz köylüsünü,
Hissetmeye duysun o hor görülme duygusunu:
Sankié”Sanki İsrafil olur surunu üfler,
Mahlukatlar ve nebatat yerlerini terk eder”
Toprağın sıcaklığı dolaşır onların damarlarında,
Ne kendi nefsini düşünür,ne düşmanı.
Barındırır oralarda.
Dağları devirir abıhayat gibi akıtırlar,
Torosların sularını ,Bolluğu bereketi yaşatırlar,
Ak deniz kıyılarında..
Ak Deniz köylüsü,
Bazen otelci olur turizm alanında,
Bazen rençperdir üretir tarlasında.
Bir tatlı hayattır onun,yaşamaya çalıştığı,
Eşi,Çocuğu,Anası,Babası ile Helal lokma yiyerek,
Sıcacık yuvasında…